Matematik: Ortak Dil

Matematik, çağdaş dünyada etkileyici bir ortak dildir. Örneğin; a2 +b2 =c2 gibi bir denklem, Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya dünyanın neresine giderseniz gidin bilinir ve anlaşılabilir. Ancak, bu durum her zaman böyle süregelmemiştir.

Matematik: Çağdaş ve Ortak Dil

Matematiğin tarihine baktığımız zaman, özellikle antik çağlarda matematiğin kullanım şekli ve sebeplerine ilişkin çok geniş bir yelpazeyle karşılaşmaktayız. O dönemdeki süreci ele aldığımızda, matematiğin; vergi toplama, ölçme, inşaat ve astronomi alanları üzerinden çok farklı bir disiplin olma yönünde evrildiğini fark ederiz. Mezopotamya ve Mısır’da, aritmetik ve geometri yalnızca katiplerin eğitim alanlarında yer almaktaydı. Ayrıca, günümüze ulaşan çivi yazısı tabletlerinde ve papirüslerde; matematik, hiç bir detaylı açıklamaya değinmeden, kurallar yığını olarak gösterilmiştir.

Tüm bunların aksine, Antik Yunan’da kural ezberleme olgusu, felsefi düşüncelerin gerisinde kalmıştır. Pisagor ve Platon başta olmak üzere; Yunan filozoflar, matematiğe ilişkin geniş fikirlere sahip olduklarından; matematiğin, bu göz boyayıcı fiziksel dünyanın ardındaki salt mantığı gösteren bir bilim dalı olduğunu iddia etmişlerdir. Ancak, Öklid Faktörleri’nde tüm geometri, su götürmez gerçek ve aksiyonlardan oluşan kısa bir listeden yapılan çıkarımlardan ibarettir. İşte, bu tarz tümdengelimli akıl yürütme, çağdaş matematiğin temellerini atmış ve arkasından gelen çoğu uğraşıyı da etkilemeyi başarmıştır.

Hindistan’da yüzyıllar boyunca, astronomi alanında matematikten ya da ganita‘dan (hesaplama) yararlanılmış ve bu kendisini göstermeye ancak 9-10. yüzyılda başlamıştır. Böylelikle, bugün kullandığımız ondalık sayı sistemi başta olacak şekilde Hindistan’da ortaya çıkmış birkaç önemli keşif bulunmaktadır.

Çin’de, matematik ya da suan shu (rakam sanatı) sonraki yüzyıllarda yok olmaya yüz tutmuştur. Öyle ki; Tang Hanedanlığı döneminde, tüm akademisyenlerin üzerinde çalışması gereken en prestijli konudur. Ancak, sonrasında gelen Ming Hanedanlığı, matematiği xiaoxue (2. dereceden disiplin) olarak sınıflandırmıştır. Önceden, rakip Avrupa matematiğine göre çok ileride olan Çin matematiğinin, 1300’lü yıllardan sonra, tam olarak yükselişe geçen Avrupa matematiğine kıyasla duraklama dönemine girmesinin altında yatan ana sebep olarak bu değişiklik gösterilmektedir.

Tüm bunların ardından, İslam dünyası, matematik tarihinde Yunan ve Hint olmak üzere iki ayrı geleneğin mirasçısı olarak, yeni buldukları keşiflerle birlikte bu geleneklerin Batı Avrupa’ya aktarıcısı olarak büyük rol oynamıştır. İşte bundan sonra, ancak çağdaş matematiğe geçiş süreci Avrupa’da hayat bulabilmiştir.

Yorum bırakın